TEB 45. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMAMIZ
Sayın Divan, Sayın Türk Eczacıları Birliği Başkanı, Sayın Merkez Heyeti ve Denetleme Kurulu Üyeleri, Sayın Yüksek Haysiyet Divanı Üyeleri, Kıymetli Meslektaşlarım, Sevgili TEB çalışanları, hepinizi 18. Bölge Trabzon Eczacı Odası adına saygıyla selamlıyorum…
Olağan Seçimli Genel Kurulumuzun mesleğimiz için olumlu gelişmelerin temellerinin atılacağı ve bu yönde kararların alınacağı bir ortamda gerçekleşmesini umut ediyorum.
Değerli Meslektaşlarım;
45. Türk Eczacıları Birliği Olağan Seçimli Genel Kurulunda 18. Bölge TEO Başkanı olarak sizlere bu kürsüden hitap edebiliyor olmak benim için çok büyük bir onur ve gurur, ben de bugün bu onuru ve gururu yaşayarak Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerindeki meslektaşlarımızın seslerini, mesajlarını ve hissiyatlarını bu kürsüden sizlere aktarmaya çalışacağım.
Oda seçimimizle bu kongre arasında geçen süre zarfında, Olağan Büyük Kongre gündemi ile bölgemize bağlı tüm illerimizdeki serbest eczacılarımızla, kamu eczacılarımızla, akademisyen eczacılarımızla, yardımcı ve ikinci eczacılarımızla istişare ederek buraya gelmiş olmanın, TEB seçimlerindeki karar sürecini üyeleriyle beraber geçirmiş bir oda olmanın, bir başka ifadeyle bu kürsüden üyesinin iradesini en iyi yansıtacak odalardan biri olmanın iç huzurunu yaşıyoruz.
Kıymetli Başkanlar, Kıymetli Meslektaşlar,
Birçok eczacı odamızda heyecanlı, aktif, rekabetin üst düzeyde yaşandığı, projelerin konuşulduğu oda seçim süreçleri yaşandı. Ki biz de bu odalardan birisiyiz. Sahadaki meslektaşlarımız, TEB ile ilgili rahatsızlıkları noktasında oda seçimleri üzerinden çok çok net bir mesaj verdi bize göre… Artık zaman bu mesajı doğru anlama, değerlendirme ve öz eleştiri yapma zamanıdır diye düşünüyoruz.
Bizim bugün bu kürsüde olabilmemizin nedeni, klasik yönetim anlayışından uzaklaşma, rutinin dışına çıkma, üyeleriyle temas etme gibi bir anlayışla yola çıkmamız ve bir şeylere itiraz etmemizdir. Her anlamda daha iyisini istemek, daha fazlasını zorlamak temel prensibimizdir.
Seçimli Genel Kurulun sonuçlarından bağımsız olarak şunu çok açık bir şekilde ifade etmek isteriz ki, bizim bu tavrımız hiç değişmeyecek ve biz şeylere itiraz etmeye, mevcudun daha iyisi için şartları zorlamaya bu kürsülerden de devam edeceğiz, bundan asla kimsenin şüphesi olmasın.
Değerli Meslektaşlarım,
Türk Eczacıları Birliği Türkiye’nin en güçlü ve en köklü meslek örgütüdür bize göre. Diğer meslek gruplarının gıpta ile baktığı bir organizasyondan, eczacılık mesleğinin genlerine işlemiş bir meslek örgütü kültüründen bahsediyoruz. Bu noktada elbette ki beklenti yüksek olacaktır ve öyle olması da normaldir…
Peki biz eczacılar ne bekliyoruz çatı meslek örgütümüzden…
• Bizleri ilaç depolarına ve firmalara ezdirmesin istiyoruz…
• Eczacı Odası Yöneticilerinin çatı meslek örgütü gibi değil de sahadaki eczacıların çatı meslek örgütü gibi davransın istiyoruz.
• Merkez Heyeti Üyelerimizin beraber çalışabilecek kadar birbirleriyle iletişimleri olsun istiyoruz.
• Kişiler üzerinden, şahsi beklentilerle değil mesleki saiklerle yol yürünsün istiyoruz.
• Hukuki anlamda arkamızda bir güç olsun, bize güven versin istiyoruz.
• Kamu eczacılarımız, klinik eczacılarımız, akademisyen eczacılarımız, özel hastane ve depo eczacılarımız unutulmasın istiyoruz.
• Yardımcı ve ikinci eczacı meslektaşlarımız bizlerden uzaklaşmasın, onlarla empati yapılsın, onların mesleki saygınlığı öncelensin istiyoruz. Onların yaşadıkları sorunun aslında hepimizin sorunu olduğu vurgulansın istiyoruz.
• Yeni Dönemdeki Başkanımız ve Merkez Heyetimiz üyelerimizle temas etsin, aradaki buzlar erisin, mesafeler kapansın istiyoruz.
• Türk Eczacıları Birliğinde öz eleştiri mekanizması işlesin istiyoruz.
• Güç Birlikte grubu gerçekten güçlü ve birlikte bir şekilde tabanı yansıtıyor mu? Bu soru sorulsun istiyoruz…
• Birlik İçin El Ele grubu gerçekten samimi bir şekilde el ele mi? Bu değerlendirme yapılsın istiyoruz.
• Bu zamana kadar bu grup isimlerinin içleri ne kadar doldurulabildi, bu grup isimleri Merkez Heyeti çalışmalarına, sahaya ve üyeye ne kadar yansıtılabildi, bunlar sorgulansın istiyoruz.
Çok şey mi istiyoruz Kıymetli Meslektaşlar? Kesinlikle hayır! Aslında biz olması gerekeni istiyoruz ve bekliyoruz.
Evet… Meslek örgütümüz yavaş yavaş kabuk değiştiriyor bu çok açık ancak bu yeterli değil bize göre, bu değişime zihniyet ve anlayış değişikliğinin de eklenmesi zaruridir kanaatindeyiz. Odaların daha aktif olduğu, belirli konularda görevlendirildiği, sorumluluk aldığı ve bu sorumluluğun hesabını hem Merkez Heyetine hem de üyelerine verdiği bütüncül bir yönetim anlayışına ihtiyacımızın olduğu aşikardır.
Biz ilk olarak 2009 yılında görev almaya başladık meslek örgütümüzde, dönem dönem ara vererek birçok kademesinde de çalıştık meslek örgütümüzün, bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki yıllar geçiyor, şahıslar değişiyor ama sistem ve yönetim anlayışı değişmiyor maalesef. Belki de bizler yönetim anlayışlarından başlamalıyız bazı şeyleri değiştirmeye.
Takım tutar tarzda tarafgir bir anlayıştan uzak, yanlış gördüğünü cesaretle seslendirebilen, kürsüden net bir şekilde ve gür bir sesle doğruları dile getirebilen, öncelikle üyesine mahcup olma endişesini taşıyan, heyecanı ve enerjisi yüksek, liyakat sahibi Oda Yöneticilerinin temel taşlarını oluşturduğu bir Türk Eczacılar Birliği artık bizim için olmazsa olmazdır.
Kıymetli Meslektaşlar,
Elbette farklı yapılar olmalı, bir hizmet yarışı olmalı, bir rekabet olmalı ama beraber çalışma pratiği detayı da asla ihmal edilmemeli. Benzer hedefleri olan, bir şeyleri beraber dert eden meslektaşlarımız bir yola çıkmalı, bir yol arkadaşlığı süreci yaşanmalı, olması gereken budur bize göre.
Değişim ve Vizyon… Çok kıymetli, bizlere umut veren, hepimizin ihtiyacı olan kavramlar. Bu kavramları meslek örgütümüze entegre ederken planlı bir çalışmayla belirlemek lazım bazı hususları.
Sağlam bir organizasyon olmadan ortaya çıkan yapıların, uzun ömürlü olmadığını, sadece kişisel ve insani ilişki temeline dayanan birlikteliklerin yeterli katkıyı veremediğini hepimiz biliyoruz ve aynı zamanda mütemadiyen yaşayarak da tecrübe ediyoruz.
Ve olan tabi ki mesleğimize, eczanelerinde ve kurumlarında mücadele veren meslektaşlarımıza oluyor. Hep beraber kaybediyoruz!
Bencil olmak ile Benci olmak arasında çok fark var Kıymetli Meslektaşlarım. “Önce Ben” demekte çok sorun yok ama “Sadece Ben” dediğimizde asıl sorun başlıyor. Bizim bir an önce bu noktadan uzaklaşıp BİZ diyebileceğimiz bir noktaya ulaşmamız gerekiyor.
Sonuçta gönüllülük esasına dayanıyor meslek örgütü yöneticiliği. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Fedakârlık ve iletişim gerektiriyor. Son noktada nihai beklentimiz “Mesleğine, Meslektaşlarına ve Meslek Örgütüne çok emeği geçti, çok katkısı oldu” cümlesine muhatap olabilmek olmalı bize göre, asla ama asla daha fazlası değil!
Kıymetli Başkanlar ve Kıymetli Meslektaşlar,
18. Bölge Trabzon Eczacı Odası olarak diyoruz ki,
Yol uzun, yol meşakkatli, gidiş telaşlı, düşünceler bulanık ama biz umutluyuz…Çalışacağız, emek vereceğiz, mücadele edeceğiz…Korkuyorsak yapmayacağız, yapıyorsak da korkmayacağız…
Hepinizi Saygıyla Selamlıyorum…
Ecz. Erhan BAŞER
18. Bölge Trabzon Eczacı Odası Başkanı